Bir yüzü ile mutasyona uğraması ve damar ve safra parçaları ile ilişkisinde olan safra kesesinin (SK) diğer yüzü serbesttir. patojen (KC) de üretilen safra, KC den iki toplayıcı kanal ile ana safra kanalına (Koledok) gelir. SK si kanalı bu ana safra kanalına (Koledok) açılma ve bu yapılaşma önemlidir. Ana kanalın ince barağın başlangıcına (Duodenum: Oniki parmak çıkışı) açıldığı yerde sfinkter adı verilir ve kanalın ağzını kapatan bir adele sistemi vardır. Böylece KC de üretilen Safra, sürekli olarak bağırsağa akmaz ve ana kanal içinde belli bir basınca ulaşıncaya kadar bekler (Bunu kalın bağırsağın son kısmındaki mekanizmaya benzetebiliriz) ve bu arada bir kahve bardağına kadar safra, SK nin içinde toplanarak koyulaşır. Bu olayın hazım oranları safranın daha etkili olmasını sağlar.
Midede bulunan gıda safra kesesi içinde biriktirdiği bu koyu safrayı, duvarını kasarak ince bağırsağın bölüm bölümü ve buradan mideye iletir ve bu şekilde alınan gıdanın hazmedilmesine yardımcı olur. SK Ameliyatlarında çok merak edilen soru olan “SK alındıktan sonra onun görevini hangi organ yapacak?” ülkelerde bu mekanizma cevaplamış oluyor. Safrayı serbest bırakmaya devam eden KC olduğu için, sistemi bozulan bir işleyiş olmuyor. Eğer safranın büyümesini sağlayan ana kanalda bir bozulma söz konusu ise o zaman ciddi bir sorun meydana geliyor. Bu iyileşmeye yol açan taşın veya darlığın toplanması veya genişletilmesi gerekiyor.
Laparoskopik Kolesistektomi
“Laporoskopik Safra Kesesi Ameliyatı”
1985 yılında ilk kez Fransa’da uygulanmış ve dünya çapında dernekleri tarafından heyecanla karşılanıp, inananlara doğru olduğuna karar vermiş olan muhteşem bir tekniktir.
1992 yılında başladığımız bu yüksek teknolojiye dayanan operasyonlar, binlerce vakaya dayanan tecrübeye yer verilmiştir. Buna rağmen gecikmiş durumda, doku tahribatının ileri düzeyde olduğu durumlarda, bu girişimde çok zor uygulanabileceği ve risklerin olduğu unutulmamalıdır. Önemsenmesi gereken husus, vücudun vücudunda olumsuz sonuçlar doğuracak derecede ihmal edilmemesidir, bu çok önemlidir.
Hastaya kalp nakli yoksa, genel anesteziyi engelleyecek yandaş bir hastalığı yoksa, doğumsal yoksa, her tedaviye uygulanabilecek bir cerrahi girişim olan Laporoskopi, 1995’ten sonra mutlaka tercih edilmesi gereken bir yöntem olarak kabul edildi.
Hastaya ameliyathane de genel anestezi başladıktan sonra,Veres adı verilen bir iğne ile karın bölgelerine girilir ve karın için karbonhidrat gazı verilir. 12-13mmHg basınca kadar verilen karbonhidratlar ile analiz verileri şişer ve özet içinde görülebilecek, çalışılabilecek boş bir alan kazanılmış olur. Göbek hizasından 10mm’lik bir çalışma trokarı ile karna girilir ve buradan karın içine sokulan endoskop ile içi karın televizyon monitöründen izlenir. Endoskopun bir ucundaki lensin görüntülenmesi ve görüntülerin elde edilmesini sağlarken, diğer ucundaki kamera adaptörü kişisel monitöre iletilmesini sağlar. Karın içine sokulan iki ayrı trokar ile çalışma aletleri kullanılır ve klasik safra kesesi sisteminde dikkat edilen tüm kurallara, aynı şekilde dikkatli bir şekilde çalıştırılmaya başlanır. Safra kesesi kanalı ve damarı mevcut, titanyum klip ile kapatılarak kesiliyor. Bu sırada komşu yapılar çok korunaklıdır. SK’si (safra kesesi) ilişkisinin içerdiği genetik belirtilerden dikkatli bir şekilde ayrılır. Daha sonra safra kesesi trokar giriş yerinden çıkarılarak ameliyatla sonlandırılır. Trokar giriş yerleri kapatılır. Safra kesesi ameliyatlarında çok başarılı olan Laporoskopik girişim, bu ameliyat tekniğinin dünyada kabul edilmesinde rehberlik etmiş ve diğer hastalıklarda da kullanılmasının önünü açmıştır. Karın adelelerinin kesilmesini engellediğinden, hasta için durduğundan, karında tahribata yol açtığından, hastanede yatma süresini kısaltmaktan ve uzun süre boyunca beslenmeyi sağlayan çok başarılı ve mutlaka mutlaka yapılması gereken bir yöntem.
Laporoskopik Kolesistektomi girişiminin de uyguladığımız teknikte, karın için kullanılan aletlerin içinden geçerek trokarlar göbek çevresinde ki tek bir giriş yerinden karın için yerleştirmek veameliyat dan bir süre sonra karın derisinin de hiç iz kalmamaktadır.
Safra Kesesi Ameliyatı
SK (Safra kesesi) KC (karaciğer) yatağında bir yüzü ile ona bağlı, diğer yüzü serbest bir organdır. SK nin kanalı KC den salgılana safrayı ince bağırsak ve midye taşıyan Ana Safra Kanalına (Koledok) açılır. Karaciğerin kanlanmasını sağlayan ana KC damarlarından da bir veya iki atar damarla kanlanması sağlanır. Ameliyat da bu anatomik yapılar çok önemlidir. Ana safra kanalı korunarak, safra kesesinin kanalı bağlanır ve kesilir. Ana safra kesesinin atar damarı bulunur, bağlanır ve kesilir. Ameliyatın en can alıcı kısmı bu bölümdür. Yakın komşulukta bulunan oluşumlar, bu girişim sırasında çok dikkatle korunur. O nedenle bu bölgede iltihaplanma, şişme ve buna bağlı sert doku değişiklikleri oluşmuş durumlarda, ameliyat riskli ve tehlikeli hale gelebilir. Daha sonra SK’si damar ve küçük safra kanalları ile bağlantılı olduğu KC yatağından dikkatli bir şekilde ayrılır. KC yatağında kanama ve safra kaçağı olmamasına dikkat edilir, kontrolu takiben ameliyat sonlanır. Eğer ana safra kanalı içinde taş olduğundan şüpheleniliyorsa ameliyat sırasında ana kanal içine özel madde verilerek kanalın filmi çekilir ve kontrol edilir . Taş varsa gereken girişim uygulanır veya daha sonra E.R.C.P. (Ağızdan endoskopla girilerek ana kanalın içi görüntülenir, kanal ağzı 1cm kadar kesilir, kanalın için sokulan özel kateter ile taşlar bağırsak içine düşürülür)
Safra Kesesi Taşları
Çok görülen SK (safra kesesi) Taşlarının en sık nedeni kızlı kilo alıp vermedir . Hızlı kilo kayıplarında Kan kimyasındaki değişiklikler gibi safranın yapısında da değişiklikler olur ve safranın dengesi bozulur. Önce çamurlaşma tarzında kristal çökmeleri izlenir , daha sonra taş meydana gelir. Küçük taşlar hem SK nin kanalını tıkayabileceği , hem de ana safra kanalına düşüp, orada takılarak safranın bağırsağa almasını engelleyip “Tıkayıcı Sarılığa” neden olacağı için büyük taşlardan daha tehlikelidir ve geciktirilmeden SK nin ameliyatla alınması uygundur. Kanalın uç kısmında tahribat yapan küçük taşlar aynı bölgeye açılan pankreas kanalının ağzını yaralıyarak “Pankreatit” denilen ağır klinik seyirli bir tabloya neden olabilir.
Safra kesesinin kendi kanalı taşla tıkandığında SK şişer, iltihaplanır, çevre dokulara yapışır ve çok ağrılı bir durum oluşturur. Böyle acil durumlarda hasta yatırılarak tedavi ile safra kesesinin ağzının açılması ve iltihabın gerilemesi için uğraşılır. Eğer ağrı yatışır ve şikayet kaybolursa, hastaya bir-iki ay sonra, aynı tablo oluşmadan ameliyat olması önerilir. Eğer ağrının şiddeti artar ve devam ederse, o zaman ilk 72 saat içinde ameliyata alınmalıdır. 72 saat geçtikden sonra, ameliyat doku tahribatı nedeni ile çok güç, zorlu ve komplikasyonludur (arzu edilmeyen yan etkilerle karşılaşma riski).
Özetleyecek olursak ; SK (safra kesesi) içinde oluşur, özellikle küçük taşlar, eğer SK nin kendi kanalını tıkarsa, ana safra kanalını geçer bu kanalı tıkarsa, pankreas kanalında tahribata ve pankreas bezinde iltihaba neden iyileşebileceği riske sokan ağır klinik sorunlar oluşur ve bunların birinin hastayı daha ciddi ve risklilere sokar. Ameliyattan önce tahribat KC’in (karaciğer) ve komşu organların etkilenmesine yol açabilir. Büyük taşlar, SK nin tıkanıklığı tıkarsa sorun yaratır ve ağrıya neden olur, eğer tıkanıklığı tıkamazsa pek bir belirti vermez. Ancak asitli bir şekilde taşınırken sürekli olarak SK duvarına bozulma ve bozulmai uzun seneler içinde duvarda olumsuz ve tehlikeli bir şekilde meydana gelebilir. SK taşlarının kansere yol açması gösterilmemiştir ama her safra kesesi kanserinde mutlaka taş vardır, kanserle ilişkisi olduğu yöndeki şüpheleri desteklemektedir. Bu nedenle çok uzun seneler bekletilmesi hastayı riske sokacaktır.